This is an archive copy of wikilivres.ca as of 18 February 2017 (from the WikiTeam dump). The original site is closed.

Kızımın Hediyesini Unutmayınız!

De Wikilivres
Aller à la navigation Aller à la recherche
Kızımın Hediyesini Unutmayınız!
écrit par Nâzım Hikmet
first published in Yeni Gün on February 26th, 1931 under the pseudonym "Ben"



Kızımın Hediyesini Unutmayınız!


Başımdan bir iş geçti a dostlar, bu iş beni bir şaşırttı, bir şaşırttı a dostlar; hani ne Serbest Fırka ortaya çıktığı, ne de mevlasına kavuştuğu zaman böyle afallamıştım...

Geçen gün Aksaray’dan tramvaya bindim:

— Samatya’ya kes bir tane, dedim biletçiye...

Biletçi kesti bileti... Kuruldum yerime, etrafı dikiz ettim. Sola baktım, sağa baktım. Bir de ne göreyim? Tam benim yanımda etine dolgun, pembe beyaz, kara kaşlı, kara gözlü, lutr mantolu bir hanım oturuyor... Ama ne hanım, iki gözüm... Bir içim su... Fiyakalı mı fiyakalı!..

Yüreğim cızzz etti, kardeşim... Tutuldum karıya senin anlayacağın...

Tramvayda nasıl meram anlatırsın?.. Karşıda bir polis efendi, sağ olsun, dikilmiş duruyor... Hani ben hatuna:

— Ah!.. Civanım, desem;

Hatun polis efendiye:

— Şu terbiyesizi susturun, dese;

Polis, efendi bana :

—Harfendazlık maddesinden, yürü karakola, diyecek...

Ne yapalım?.. Başladım dizimle, hanımın dizini sıkıştırmaya...

Hanımda hareket yok, iki gözüm...

Biraz daha dizimi yanaştırdım dizine...

Gene tıs!..

Vay anasını, hanımın hoşuna gittik galiba?.. Eh neden gitmeyelim? Arslan gibi delikanlıyız be kardeşim!..

Tramvay geldi Samatya’ya. Yüreğim hop etti hani!.. Talihe bak bende... Hanım indi... Ben de hemen peşinden... Yürüdü, yürüdüm... Etrafa baktım, polis filan yok... Sonra semtin köşe bucağını da bilirim... Çıngar çıkarsa fertiği basması işten bile değil… Başladım söz atmaya:

— İltifat et,, güzelim... Göster didelerini. .. Alimallah yanıp tutuşuyorum, dedim... Merhamet güzellik şanındandır, dedim... Dedim de dedim, dedim de dedim... Hatun hiç tınmadı... Kibar kadındı, doğrusu...

Biraz daha yürüdük... Sağa saptık sola saptık... Büyük bir apartmanın önünde durdu seninkisi. Şöyle arkasına döndü. Kaşlarını çattı, baktı bana:

— Ben evime geldim, dedi...

— İçeri girin, sultanım. Mekânınız kapının eşiği değildir elbet, dedim...

— Hayır, değil, dört numarada oturuyorum...

— Sizi oraya kadar çıkarayım, uğrunuzda zahmete girmek şan olur bana, dedim.

— Fakat, dedi...

— Ne fakatı, güzelim, dedim... Halime bak da, acı kuluna, dedim...

— Hakikaten çok yorulmuşa benziyorsunuz, dedi.

— Divanen oldum, dedim...

Güldü:

— Sahi mi? dedi.

— Hele bir yukarı çıkalım ispatı benden dedim...

Ve kardeşim iki dakika sonra dört numaradan içeri girdik... Bana bir koltuk gösterdi :

— Buyrun oturun, dedi...

— Oturacak halim yok, yatalım, dedim.

Ve iki dakika sonra yatak odasından içeri girdik... Yatağın başucunda ihtiyar bir kadının resmi asılıydı, iki gözüm, şöyle ak saçlı, gözlüklü bir kocakarı resmi...

Birdenbire gitti, resmi tersine çevirdi:

— Bu benim annemin resmidir, dedi, onun gözleri önünde olmaz, dedi... Her seferinde böyle tersine çeviririm, dedi...

Olur a, demeye kalmadı, gözüm tersine çevrilen resmin mukavvasına ilişti... Vay anasına!.. Eski ve yeni harflerle kocaman kocaman şöyle bir yazı yazılıydı mukavvada:

Kızımın hediyesini unutmayınız!..


Works by this author are in the public domain in countries where the copyright term is the author's life plus 62 years or less. cs | de | en | eo | es | fr | he | pl | ru | zh