Apartmanda mı oturuyorsun, kardeşim, yoksa evde mi?.. Apartmanda oturuyorsan, kaçıncı katta, kaçıncı numarada mekân kurmuşsun?.. Alt katta bir numarada isen... Âlâ!.. Keyfine bak!.. Manzarası belki yoktur... Belki karşıdaki kilise duvarını, yahut bakkal dükkânını görür ama, zararı yok!.. Hayatın, daha doğrusu ailece, çoluk çocuğun, familya valde, hemşire — ve ne çare — kayınvalde hanımın hayatları tehlikeden masundur hiç olmazsa!.. Kudurmak, çocuk düşürmek, ödü patlayıp bayılmak gibi felaketlere uğramazsın!..
Ben cancağızım, geçen sene Kadıköy’e geçince, apartmanda oturmaya karar verdim... Eh! Her ne kadar, Şişli, Maçka apartmanlarında oturacak kadar olmadıksa da, Kadıköy’de içi kârgir, dışı ahşap üç katlı bir apartmanın üçünü katına yerleşecek dereceye geldik!.. Niye gelmeyelim?.. Ne belediye intihabatında muhalefete kapıldık, efendim, ne de mebus namzetliğimizi ilan edip, haftada bir defa Ankara’ya yataklı vagonla gidip, üçüncü mevkiyle dönerken paracıklarımızı seyahatlerde yedik... Tasarrufa riayet ederek, Kadıköy’de içi kârgir, dışı ahşap üç katlı bir apartmanın üçüncü katında, bir taraftan Adalara, diğer cihetten İstanbul’a bakarak gül gibi geçinip gidiyorduk...
Gidiyorduk diyorum, iki gözüm... Bu sözüme mim koyunuz!.. Geçinip gidiyorduk, fakat!.. Fakat, diyorum, iki gözüm... Bu “fakat”a da mim koyunuz hele bir!.. Fakat altımızdaki kata, yani iki numaraya, “köpekli aile” taşındı taşınalı, keyfimizin içine okundu. İki numaranın köpeği berbat etti hayatımızı... Hani kontrat olmasa, pılıyı pırtıyı topladığım gibi savuşacağım vallahi!..
Şu iki numaranın köpeği yüzünden neler gelmedi başımıza… Bu belaların belası hayvanı, öyle, çoban köpeği, kurt köpeği, av köpeği filan gibi iri yarı bir şey zannetme sakın ha!.. Bembeyaz, kıvırcık tüylü, sipsivri dişli, bir nevi fino azmanıdır bu mendebur it... Ve lakin bir sesi vardır, bir havlayışı vardır, bir ısırışı, dişleyişi, insanın üstüne saldırışı vardır ki, azılı kaplandan beter...
İki numaradakiler bu köpek oğlu köpeği tam kapılarının arkasında bağlı bulunduruyorlar... Hayvan ayak sesleri duydu mu başlıyor acı acı bağırmaya.... Mesela, çoluk çocuk gece yarısı sinemadan dönüyorduk... Merdivenler karanlık... Hepimiz yorgun ve dalgınız. Tam iki numaranın önünde geçerken, birdenbire bir kıyamettir kopuyor... Sanki karanlıkların içinden kurt sürüleri saldırıyor üstümüze... Zınk deyip duruyoruz... Yüreğimiz ağzımızda... Ya kapı açıksa... Ya köpek bağlı değilse!.. Hem daha geçen gün Ermeninin çocuğunu bacağından ısırmış da, zavallı çocuk hâlâ yatıyormuş... Bütün bunlar aklından geçer... Sonra bizim aile de, hamile... Başlar mı ağrıları tutmaya... Her ne hal ise, etrafı kollaya kollaya yukarıya çıkarız... Köpek susmaz... Bağırır, çağırır, şirretlik eder... Bu sefer de uyuyabilirsen uyu!..
Bundan bir ay evvel bu köpek yüzünden vapuru kaçırdım… Mahkemem vardı İstanbul’da, kaybettim...
Bakın nasıl oldu:
Tam bizim katın merdivenlerini iniyordum, tam iki numaranın kapısı gözüktü, "bir de ne göreyim? Kapı açık, köpek orada, fıldır fıldır bakıyor bana... Gel de bir adım atabilirsen at... Evdekilere karşı da yiğitliğe leke sürmek olmaz... Ters yüzüne çıktım yukarıya... “Ne oldu, niye döndün?” dediler. “Hiç.,. Bir kâğıt unutmuşum da onu almaya geldim... dedim... Uyduramentoni bir kâğıt aradım. Sözde buldum... Tekrar merdivenlere geldim... Kapı gene açık... Gene köpek orada... Tekrar yukarı çıktım... Tekrar bir şeyler aradım... Tekrar merdivenlere... Gene kapı açık, gene köpek orada... Artık kan tepeme çıktı... Başladım avaz avaz haykırmaya… Kapıcı geldi... İki numaranın efendisi çıktı... Efendiyle kapıştık. O söyledi, köpeğini müdafaa etti... Ben söyledim, köpeğe şifahen hücum ettim... Ve bizim vapur kaçtı... İstanbul’daki mahkemeye yetişemedim... Gıyaben hüküm giydim... Kaybettim...
Fakat bunun acısını almadan durur muyum hiç? Bu sefer ben iki numaradakiler aleyhine bir dava açtım... Ve bir de kocaman baston tedarik ettim, iki gözüm... Artık kapıyı açık bıraksalar değil ya, köpeği “Aport!..” deyip üstüme saldırtsalar bile hâkim huzurunda ispat-ı vücut edeceğim... Hiçbir kuvvet beni adaletin tecellisi için çalışmaktan menedemeyecektir!..
| Works by this author are in the public domain in countries where the copyright term is the author's life plus 62 years or less. cs | de | en | eo | es | fr | he | pl | ru | zh |