This is an archive copy of wikilivres.ca as of 18 February 2017 (from the WikiTeam dump). The original site is closed.

İntihar ve Vapur Bileti

Free texts and images.
Jump to navigation Jump to search
İntihar ve Vapur Bileti
written by Nâzım Hikmet
first published in Yeni Gün on April 8th, 1931 under the pseudonym "Ben"



İntihar ve Vapur Bileti


Mademki hürriyet-i matbuat devrindeyiz, mademki serbesti-i vicdan var, mademki demokrasi hâkimdir, ben her meseleyi ıcığından cıcığına kadar tetkik ve tefekkür edebilirim, ağabeyciğim!..

Meselelerden mesele beğen! Mesela intihar meselesi. Vapurdan denize atılarak intihar!.. Düşünüyorum, kardeşim, derinden derine düşünüyorum : Acaba Şirket veya Seyrisefain vapurlarından Kadıköyü’ne Adalar’a veya Boğaz’a giderken, denize atlayıp intihar edenler, vapura binerken, bilet alırlar mı, almazlar mı?.. Ve bu müntehirlerin vapura binerken bilet almaları icab eder mi, yoksa etmez mi?..

Ben, ağabeyciğim, hayatımda, bir defa, denize atılarak intihar etmek istedim... Ve biletim yoktu. Yani kardeşim biletsiz müntehirlerdenim bendeniz... Zaten, doğrusunu istersen, intiharımla biletsizliğin arasında sıkı bir münasebet de vardı...

Şöyle ki :

Geçen yaz, yâran toplandık... Büyükada’ya bir gezinti yaptık... Ada’nın Dil mesiresinde yedik, içtik, eğlendik... Öğleye doğru hepimize bir rehavet arız oldu... Ama ne rehavet, iki gözüm, sanki milel-i şarkiyeyi nefsimizde temsil ettik...

Her birimiz, bir çam altında daldık hâb-ı gaflete... Ben, iki gözüm, arkadaşlardan oldukça uzak bir yer seçtim nefs-i azizime!.. Zira ki, uykuda da olsa, kenarda durmayı muvafık-ı maslahat bilenlerdenim, efendim...

Her ne hal ise... Uyuduk, uyuduk da, uyandık... Uyudum da, uyudum!.. Bir de uyandım ki, güneş gurup etmek üzere, etraf gölgelik, hava serin...

Eeeeh, gitmek zamanı gelmiş demek, dedim... Arkadaşları araştırmaya başladım... Fakat herifçioğullarını koydunsa bul... Dil mesiresi tenha... Ne sebu-endam sakiler, ne üzüm gözlü merkepler var...

Anlaşılan, çocuklar beni bulamayınca vapur iskelesine gitmişlerdir, dedim... Tuttum ben de iskelenin yolunu... Ve lakin, bir de iskeleye vardım ki, ne arkadaşlar var, ne de vapur... İskele memuru: “Yarım saat sonra son vapur gelecek, onunla İstanbul’a gidersiniz,” dedi... Ve filhakika, memurun kehaneti çıktı, efendiciğim, yarım saat sonra vapur geldi... Girdim vapurdan içeri... Vapur kalktı... Makine dairesinden kaptan köşküne kadar vapuru araştırdım... Arkadaşlar yok. Anlaşılan, dedim, bir vapur evvel gitmişler...

Her ne hal ise, oturdum güverteye, başladım etrafın temaşasına. Deniz yağ gibi, vapur fışır fışır gider, Rum delikanlıları mandolin çalarlar, Ermeni güzelleri şarkı söylerler, ben melul melul ufuklara bakarım şairane...

Dalmışım... Birdenbire: Çık!.. çık!.. bir ses!.. Biletçi bilet kesiyor... Kendime geldim derhal. Kendime geldim, beynim attı, anacığım!..

Bilet almayı unutmuşum... İyi ya, çekersin ceremeyi, verirsin cezayı, vapur içinde bilet alırsın!.. Öyle ama, canımın içi, cebimde metelik yok!.. Paraları tüketmişiz Ada’da...

Biletçi efendi yaklaşıyor: Çık!.. çık!..

Aman bre, zaman bre!.. Kepaze olacağız more!.. Biletçiye : “Param yok, istersen sana bir senet vereyim, yarın dükkâna uğra da paranı al!” Yahut; “Saati rehin al!” diyemezsin ya!..

Biletçi efendi yaklaşıyor: Çık!.. Çık!..

Aman bre!.. Zaman bre!.. Kepaze olacağız more!..

Mandolinler çalar, şarkılar söylenir, ay minimini doğar... Niye çalınmasın? Niye söylenmesin? Niye doğmasın?.. Millet hayattan memnun... Hepsinin bileti var be iki gözüm...

Vapur Fenerbahçe açıklarında, biletçi efendi burnumun dibinde: Çık!.. Çık!..

Beynimin orta yerinde birden bir şimşek çaktı... Kalktım ayağa... Koştum vapurun yan tarafına... Kaldırdım kendimi : Güm!.. diye fırlattım denize!..

İntihar ettim, iki gözüm! Ama, ne aşk yüzünden, ne gayri mübadil olduğumdan naşi!.. Biletsizlikten ötürü intihar ettim, iki gözüm, biletsizlikten!..

Ben mükemmel yüzücüyümdür, vapur durup da sandal indirilip de, ben müntehiri kurtarıncaya kadar, suyun içinde envai türlü marifetler gösterdim...

Ben zavallı müntehiri sudan çıkardılar... Kaptanın kamarasına yatırdılar... Vapurdaki yolcu doktorlar nabzıma baktı... Millet benden bahsetti... Fakat biletçi efendi yanıma gelmedi, benden bilet sormadı. Sağ salim İstanbul’a ulaştım, iki gözüm... Rahat rahat...

O gün bu gündür, iki gözüm, derinden derine düşünürüm: Acaba vapurdan atılıp intihar edenler, vapura binerken bilet alırlar mı, yoksa almazlar mı?



Works by this author are in the public domain in countries where the copyright term is the author's life plus 62 years or less. cs | de | en | eo | es | fr | he | pl | ru | zh