Ne yalan söyleyeyim, beyağabeyciğim, esnaf milletinin işi gümüştür artık...
Ben esnaftanım, beyağabeyciğim... Salıpazarı’nda kahve işletirim... Haniya, doğrusunu söylemek lazım gelirse, ruhsatiyeyi ahçı dükkânı için aldım ama, millet perhize kuvvet, 12 ayda 9 ay ramazan dedikleri için, tencerelerin dibi çabuk göründü... Dayandık çaya, kahveye... Eh... Çay, kahve gamı, kasaveti siler gönülden, beyağabeyciğim, bizde millet tiryakidir, malumunuz.
Benim dükkân ferahlı yerdedir. Önü boydan boya camekândır... Camekânda boydan boya tam dört tane raf vardır...
Söyle be kardeşim, insanın böyle dükkânı, böyle rafları olur da, yalnız kahve satarak geçineyim derse, sözüm meclisten dışarı, enayi sayılmaz mı?..
Ben, ağabeyciğim, her şey olmaya razıyım, ille, kendime enayi dedirtemem, beyağabeyciğim...
Müskiratta da, gittim aldım bir ruhsatiye, rakı, konyak filan gibi şeyler satalım diye... Yalnız vergi tuzludur, bunları dükkânda içirtmek için değil, elden dışarı satmak için...
Günlerden cumartesi idi... Dizdim şişeleri raflara... Yalnız altınbaşlar, memur rakısı eksik... Gerisi tamam, boy boy, pırıl pırıl... .
Derken efendim, cumartesinden perşembeye etti mi 6 gün, bir 20 şişe rakı, 5 şişe konyak sattım....Dükkânın içinde değil, elden, dışarıya...
Hafta bitti... Cuma geldi dayandı... Sabahleyin erkenden camekândaki dört sıra rafa tam elli şişe dizdim... Dışarı çıktım... Uzaktan baktım... Camekân kesme billur, cevahir parçası gibi yanıyor...
Girdim içeri... Müşteri beklemeye başladım... Hani bir eli uğurlu gelse de, mübarek cuma günü, bizim raflardakinin satışını, ondan başlasam diye...
Yarım saat geçti geçmedi, içeriye polis elbiseli belediye damladı... Yüreğim ağzıma geldi, ağabeyciğim, malum ya, esnaf milleti, siftaha bakarlar...
Belediye çavuşunda kaşlar çatık:
— Göster ruhsatiyeni, dedi...
Gösterdim...
— Cuma günü rakı satmak için izin almamışsın, dedi. Yeni nizam şimdi böyle, dedi... Cuma günleri satış için, ayrıca ruhsat lazım dedi... .
— Eh ne yapayım? dedim... .
— Ya dükkânı kapatırsın, dedi, yahut şişeleri raftan indirirsin dedi... Cumartesi günü keyfin isterse tekrar şişeleri dizersin rafa... Gelecek cuma gene indirirsin... Cumartesi gene dizersin... Cumaya gene indirirsin...
Anlıyorsun ya, beyağabeyciğim, ömrümüz şişeleri rafa diz, şişeleri raftan indirle geçecek?.. Eh, biz de bu dünyaya, rafa şişe dizmek için gelmedik ya...
Kafam kızdı :
— Yeni ruhsatiye almam... Dükkânı cuma günü kapatırım daha iyi, dedim... Şişeleri de raftan indirmem, dedim... Bu nizamı da gider ta!!!... Millet Meclisi’ne şikâyet ederim dedim...
Ama Millet Meclisi Ankara’da, beyağabeyciğim.. Yol uzak... Sonra biz de o lafı söz pelesengi diye söyledik... Elâlemin işi yok da benim raftaki şişelerle mi uğraşacak?..
Karakola gittim… Yaz bir istida, takip et dediler... İstidayı yazdım, peşindeyim...
Fakat ne yalan söyleyeyim, beyağabeyciğim, bizim esnaf milletinin işi gümüştür artık...
| Works by this author are in the public domain in countries where the copyright term is the author's life plus 62 years or less. cs | de | en | eo | es | fr | he | pl | ru | zh |