Malum ya, eski zamanlarda, İstanbul’da apartmanları, Beyoğlu filan gibi, Frenklerin yahut tatlı su erbabının oturdukları semtlerde yaparlarmış. Babalarımızın zaman-ı cahiliyelerinde Üsküdar’da, Göztepe, Erenköy hatta Kadıköy’de, Anadolu’nun hemen hemen bütün kasaba ve şehirlerinde apartman inşası revaçta değilmiş. Yani, sizin anlayacağınız, sabık Osmanlı İmparatorluğu’nun Müslüman tabaası, her katında bir aile oturan apartman tesmiye olunan mebaniye itibar etmezlermiş... Zenginleri iki üç katlı, kırka kadar odalı, bağlı bahçeli, haremli selamlıklı konaklarda, köşklerde ikamet buyurur, fakirleri bir iki katlı, üç dört odalı, avlulu, sarnıçlı müstakil hanelerde otururlarmış...
Yukarıdan beri söylediğimiz lafların, mühim birer hakikat-i içtimaiye ve tarihiye oldukları şüpheden varestedir.. Ve bunun böyle olduğunu ispat için de, İstanbul Defterdarlığı tarafından okkayla, Bulgaristan’a satılan tarihi ve siyasi evrakın, betekrar Bulgarlardan iştirasiyle tetkik edilmelerine ihtiyaç yoktur.
Binaberin, söylediklerimizi aynıyla kabul edip, bahsimize devam eyleyebiliriz... Mazi, tarihin zulmetlerine karıştı karışalı ve hayatın cümle şuabatı, iktisadi ve saire gibi sebeplerle vuzuh ve besatet kesbetti edeli, apartmanda oturmak âdeti, yani bir tek katta ikamet etmek usulü, Müslüman, Hıristiyan, Yahudi, Latin ve bilcümle edyana salik Türkiye Cumhuriyeti tebaalarının, bilcümle sunufu arasında fevkalade taammüm etti... Zenginler, bilhassa İstanbul’da, Şişli, Maçka, Modaburnu vesaire gibi semtlerde ya eskiden inşa edilmiş veyahut son zamanlarda meydana getirilmiş hakiki apartmanlara yerleştiler. Fakirler ve orta halliler ise sahte apartmanlarla kifaf-ı nefsetmekte muztar kaldılar... Hakiki apartmanlar, dünyanın her şehrinde on binlercesine tesadüf edilen ve temelleri apartman olsun diye atılan binalardır. Hiçbir orjinaliteleri yoktur. Klasiktirler. Binaenaleyh bahsimizden hariçtirler. Zira ki, biz, orijinal mevzulara teması şiar edinmişiz...
Sahte apartmanlara gelince... İşte asıl bunlardan bahsetmek istiyoruz... Zira ki, bu sahte apartmanlar, içtimai bir tetkik için, cidden misli bulunmaz bir hazinedir...
Bu sahte apartmanların menşeleri ya eski konaklar yahut sabık köşkler ve yahut da eskiden müstakil birer bap hane olarak kullanılan iki ila üç katlı meskenlerdir... Yani basit, gayri ilmi bir lisanla söyleyecek olursak, bu sahte apartmanlar, konak, köşk veya hane bozması acayip nesnelerdir... Üç katlı sabık haneyi apartmana tahvil etmek için en basit çare, her katını ayrı ayrı kiralamaktır… Bundan dolayı bu gibi kiralık meskenlerin camlarına “KİRALIK KAT” diye bir levha asılmaktadır... Ve bu gibi katlar kiralanırken, tellala sorulan sualler şunlardır:
1 — Bütün katlar bir kapıdan mı işliyor?
2 — İkinci ve üçüncü katın merdivenleri, birinci ve ikinci katın sofasından veya odasından mı geçiyor?
3 — Her katın ayrı mutfağı var mı?
4 — Her katın ayrı elektrik veya havagazı saati var mı?
5 — Bahçe, sarnıç, bahçedeki erik veya dut ağacı müşterek mi?
6 — Vesaire...
Siz de tasdik edersiniz ki hakiki, klasik bir apartımanda bir daire kiralanırken bu suallerin hiçbiri varit değildir... Ve bundan dolayı klasik apartmanların tetkikini şayan-ı dikkat bulmamıştık...
Ev bozması apartman taklitleri yahut yukarıdan beri kullandığımız istilahıyla sahte apartmanlar, bir taraftan ucuz mesken teminini mümkün kılmış, diğer taraftan sahipleri için iyi bir memba-ı varidat olmuşlardır. Bütün bunlardan başka, ekseriya, hiçbir klasik, hakiki apartmanda misline tesadüfü mümkün olmayan, içtimai bir hadiseye sebebiyet vermişlerdir. Şöyle ki, sahte apartman sakinleri arasında, müşterek mutfak ve müşterek erik ağacı dolayısıyla ya dehşetli, akrabalığa yakın bir samimiyet, içli dışlılık, yahut da, korkunç bir düşmanlık husule gelmektedir.
Bundan başka, sahte apartmanlar... Görüyorsunuz ki, bu bahsi daha çok derinleştirip mufasallaştırmak mümkündür... Fakat biz bu seferlik söylediklerimizle iktifayı münasip bulduk. Zira bendeniz de, bir apartmanda oturmaktayım. Ve maalesef, bizim sofadan geçen merdiven dolayısıyla üçüncü kattakilerle hali münaferetteyiz. Zira her gece üçüncü katın küçük beyi zil zurna...
Görüyorsunuz ya, bahis şahsiyata dökülecek... Bu ise meşrebimize .ve bu yazımızın tarihi, içtimai ruhuna katiyen mugayirdir, vesselam...
| Works by this author are in the public domain in countries where the copyright term is the author's life plus 62 years or less. cs | de | en | eo | es | fr | he | pl | ru | zh |