Hasan, şu bizim kapı komşu Ayşe Hanımın oğlu, işe girmiş. Yani, hakikaten işe girmiş, çalışıyor...
Hem de bir şirkette...
Hiç buna ihtimal verilir miydi? Düşünün bir kere. Elinde ne bir tavsiyesi, ne de iltiması var... Annesi filan da, bilmem hangi mebusun süt kardeşinin, teyzesinin kızıyla kırklı mırklı değil...
Öyle ama işte işe girmiş... Çalışıyor... .
Hatta Hasan’ın Şirkette bir tek tanıdığı bile yokmuş... Değil meclis-i idare azalarını, müdürün daktilosunun nişanlısını bile tanımıyormuş... Yalnız Şirketin hamallarından bir tanesiyle, şöyle uzaktan, bir göz aşinalıkları varmış... İşte o kadar... Fakat Şirketin hamalı ne yapabilir?
Öyle ama, bizim Hasan bu hamalı günün birinde yakalamış. Galata’da bir iki tek atmışlar. Hasan demiş ki:
— Hemşerim, bana bak. Bende iltimas miltimas nanay. Belediye intihabında da Halk Fırkası’na rey vermedim. Bildik filan da yok. Bütün bunlar yok ama, sizin şirkete girmek istiyorum. Sen bir himmet ediver...
Hamal demiş ki:
— Vallahi, tavsiyesiz, bildiksiz bu iş yürümez... Hem üstüne üstlük rey işi de var... Gene bir bakalım hele...
Tesadüf bu ya, üç gün sonra hamal, Şirket muhasebecisinin yeni taşındığı apartmana, eşyasını götürmüş ve akşam muhasebecinin huzuruna çıkarak:
— Beyefendi, demiş. Eşyaları sapsağlam apartmana götürdük. Yalnız lavabonun ayağı kırıldı gibi biraz... Siz de, şu bizim Hasan’ı Şirkete alıverin. Herifin elinde tavsiyesi filan yok ama, kusura kalmayın... Delikanlı, tavsiyesizlikten geberecek...
Muhasebeci şöyle cevap vermiş:
—Tavsiyesiz bu iş olur mu olmaz mı bilmem. Fakat bir bakalım hele...
Tesadüf bu ya... Üç gün sonra muhasebeci şirket müdür muavinine bazı evrakı imzalatırken içini çekerek:
— Aaaaah, ah, demiş. Tavsiyesizler ne yapsın beyefendi, siz söyleyin, ne yapsın?
Müdür muavini irkilerek sormuş :
— Ne tavsiyesizi! Hangi tavsiyesizlerden bahsediyorsunuz?
— Efendim, demiş muhasebeci, bir Hasan var. Namuslu bir çocuk. İşsiz... Tavsiyesi yok... Tavsiyesizlikten ölüp gidecek... Ne yapalım?
— Evet, demiş müdür muavini, yazık... Tavsiyesiz... Bildiği yok... Ne halt edelim?..
Tesadüf bu ya, tam bu esnada içeriye müdür-i umumi girivermiş:
— Böyle hararetle neden bahsediyorsunuz, diye sormuş.
— Efendim, demişler, muhasebeci ile müdür muavini, bir Hasan var. Namuslu... İşsiz. Tavsiyesi yok. Bildiği de yok. Tavsiyesizlik yüzünden nüfusumuzdan bir fert kaybetmemiz muhtemeldir... Fakat ne yapalım?
Müdür-i umumi ellerini cebine sokarak başını dikmiş ve demiş ki:
—Fakat efendiler... Bu devirde iltimas ve tavsiye ile iş görülmez. Artık tavsiye ve iltimastan illallah... Hasan’ı bizim şirkete alın... Tavsiyesi olmayan vatandaşlara da hürmet etmesini öğrenelim...
Ve Hasan’a hürmet etmişler...
Şimdi bir de, tavsiyeden iltimastan bahsediyorlar... İnsaf edin işte Hasan göz önünde...
| Works by this author are in the public domain in countries where the copyright term is the author's life plus 62 years or less. cs | de | en | eo | es | fr | he | pl | ru | zh |