Selim Bey, Afrika içlerinde çok uzun bir seyahat yaptı. İstanbul’a döndüğü zaman yanında vahşi bir zenci delikanlı vardı.
Bu, kıvır kıvır simsiyah saçlı, bembeyaz dişli, fıldır fıldır gözlü, vahşi zenci delikanlı, Selim Beye bir çoban köpeği sadakatıyla bağlıydı. Selim Bey, onu, yamyamlar tarafından kebap edilmeye hazırlanırken kurtarmıştı.
Zenci delikanlının ismi: Ri-Ri-Ku idi.
Ri-Ri-Ku zeki bir delikanlıydı doğrusu. Efendisinin her işini o görüyordu. Kısa bir zaman içinde Türkçeyi de çata pata öğrenmişti.
Biraz daha geçtikten sonra, çok çapkın bir erkek olan Selim Beyin kadın maceralarında da, efendisine büyük bir yardımcı oldu. Selim Beyin bekâr evine gelen hanımlara hizmet etmekte, mektup getirip götürmekte, efendisi içeride hanımlarla meşgulken kapıda bekleyip gelen misafirleri atlatmakta büyük bir maharet kazandı.
Mahallede herkes Ri-Ri-Ku’yu seviyordu. O, o kadar şirin, öyle becerikli, işgüzar, o kadar iyi kalpliydi ki, mahalle çocukları bile ona takılmıyorlar, onunla alay etmiyorlar, ona hürmet gösteriyorlardı.
Günler geçti. Selim Beyin tekrar canı sıkılmaya başladı. İkinci bir Afrika veya Amerika seyahati yapmak için hazırlanmaya başladı. Fakat tam yola çıkarken, felsefeye merakı olan bir arkadaşı ona :
— Oğlum Selim, dedi. Artık bu maceralı seyahatlerden vazgeç. Eğer canın çok sıkılıyorsa, mutlaka dehşetli bir sergüzeşte atılarak bu iç sıkıntısını bertaraf etmek istiyorsan, evlen. Bir kadınla bir iki ay değil, daha uzun bir zaman, mecburi bir beraberlikle, yaşamaya başla... Emin ol ki evlenmekten daha tehlikeli, daha heyecanlı bir sergüzeşt olamaz.
Selim Bey, felsefeye meraklı arkadaşına karşı büyük bir hürmet beslerdi. Onun çok akıllı bir adam olduğuna kaniydi. Binaenaleyh, seyahatten vazgeçti, Amerikan kolejlerinden birinde tahsil ve terbiye görmüş, sarışın, mavi gözlü, yirmi yirmi bir yaşlarında, güzel, zengin bir kızla evlendi...
Ri-Ri-Ku, efendisinin, zevcesini büyük bir muhabbetle karşıladı. Ve az zaman içinde, Selim Beye karşı gösterdiği merbutiyetin aynıyla Feriha Hanıma da bağlandı.
Feriha Hanım, yani Selim Beyin zevcesi de, Ri-Ri-Ku’ya çok çabuk ısındı. Şimdi, zenci delikanlı hem Selim Beyin oda uşağı, hem de Feriha Hanımın oda hizmetçisi vazifesini görüyordu.
Aradan iki sene geçti. Iki seneyle beraber bal ayları da geçiverdi. Selim Beyin tekrar içi sıkılmaya başladı. Karısını bırakıp seyahate çıkmak kabil değildi. Binaenaleyh iç sıkıntısını defetmek için, gene felsefeye meraklı dostunun tavsiyesiyle, metresler edinmeye başladı. Çeşit, çeşit, boy boy, cins cins metresler... Müteaddit metresler...
Ve Ri-Ri-Ku, bermutat efendisinin metres tedariki hususunda, metresleriyle garsoniyelerinde buluşmalarını taht-ı emniyete almakta en mühim vazifeyi deruhte etmişti. Selim Bey Ri-Ri-Ku’dan çok memnundu.
Fakat bu memnuniyet bu sefer maalesef çok, uzun zaman devam edemedi. Günlerden birgün, Selim Bey, mutadı hilafına eve erken geldi. Kapıyı çaldı. Kapıyı Ri-Ri-Ku açtı. Ve Selim Beyi görünce:
— Affedersin, efendi, dedi. Hanım yok evde. İki saat sonra gel.
Selim Bey şaşırdı:
— Zarar yok, Ri-Ri-Ku, dedi. Hanım evde yoksa ben içeri girer, onu beklerim. Burası benim evim değil mi?
Fakat Ri-Ri-Ku, Selim Beyi içeri bırakmamakta ısrar etti. Selim Bey bu sefer kızdı, zenci vahşiyi iterek içeri zorla girdi. Ve yatak odasında, zevcesi Feriha Hanımın yanında bir delikanlı gördü.
Kıyamet koptu tabii...
Selim Bey az daha zevcesiyle âşığını öldürüyordu.
şık palas pandıras evden kovuldu. Feriha Hanım hüngür hüngür ağlamaya başladı.
Bütün bu işlerden, Ri-Ri-Ku bir şey anlamıyordu. Hele Selim Bey :
— Vay hain zenci yavrusu vay! Demek sen benim namusumun ayaklar altına alınmasına vasıta oluyordun. Seni geberteyim de gör... diyerek üzerine atıldığı zaman büsbütün şaşırdı ve kekeleyerek:
— Ben, dedi, yok senin namus ayak altında. Ben sever senin kadın. O çok iyi kadın. Ben sana yapar hizmet, ona yapar hizmet. Sen başka kadınlarla beraber, senin hanım namus var... Senin hanım başka erkeklerle beraber, neden senin namus yok? Ben anlamadı...
Ve hakikaten zencinin kafası, neden dolayı Selim Beyin metresleri varken, Feriha Hanımın namusuna halel getirmediğini, fakat Feriha Hanım bir âşık sahibi olunca Selim Beyin namusunu ayaklar altına almış olduğunu bir türlü anlamadı gitti. Mantık meselesi bu... Ri-Ri-Ku’nun mantığı böyle acayip bir vahşi mantığıydı işte…
| Works by this author are in the public domain in countries where the copyright term is the author's life plus 62 years or less. cs | de | en | eo | es | fr | he | pl | ru | zh |